28 Şubat 2015 Cumartesi

son bekar uçuşum..

        26 şubat 2015.. Son bekar uçuşumu yaptım ve evlilik iznindeyim. Sanki olayların benimle bi alakası yokmuşçasına dışardan bakıyorum olaylara,, ama yapmam gerekenleri benim yapmam gerektiğini bilerek yapıyorum. Gelinlik dikildi, salon tutuldu, hazırlıklar yarın olacak düğüne rağmen hala devam ediyo, evde herkes bi koşturmacada. Ben şu an arkadaşlarımın evinde, dün akşam benim için düzenledikleri kına eğlencesinin sabahında, oturdum bloguma yazı yazıyorum.
        Bi garip ruh halim.. Son bekar günüm.. Bir devir kapanıyo hayatımda,, heyecanlı mıyım ? hayır. Sanırım.. Kendimi anlayamadığım bi yerdeyim. Göte giren şemsiyenin açılmadığı yer burası,,, pefff.. Fazla negatif geldim kendime,, zaten hayatım boyunca hiç evlilik heveslisi bi insan olmadım... Ondandır sanırsam işin evlilik boyutunda değil de, Alllahhhh eğlenmeye bahane çıktı diye yaklaşmam,,, çok süper eğlencem, hanım hanımcık gelin olmıycam ben , olamam zaten ;) 
        Son uçuşumda 3 gün sonra evleneceğimi söylediğimde çok mutlu oldu herkes... Neeeee,, deli misinnnnn,, burda hala ne işin var,,,, ayyyyy canım mutluluklarrrrrr larrrrrrr ... ve pek tabiii o klasik soru.. Eşin bizden mi ?
        Eşim bizden değil abi,,, bak eşim dedim, bi garip oldum.. neyse.. Bizden değil, dışardan , normal bir insan o. Biyolojik saatine göre uyuyan , uyanan, yiyen , içen , sindirip çıkaran normal bir insan. Normal biriyle evlilik .. kimine göre bizi bizden başkası anlamaz, kimine göre evde birinin kalması gerek, kimine göre evlendikten sonra bu iş yapılmaz, kimine göre de evlilik için en ideal meslek,, dipdibe olup sıkılmıyosun.
        AAAAAyyyyyyy ,,, geliyolar soldan soldan. Olumlu düşünelim,, olumlu olmazsa da o zaman görürüz artık :) Yarın bu saatlerde kuaför için yollarda olcam,,, akşamında da yaklaşık 1,5 yılımı birlikte geçirdiğim adamla evlenicem,,, onunda söylediği gibi game of thrones un bu sezonunu karı koca olarak izliycez. 
        Evlenicez ve çok eğlenicez biz,,, şimdiye kadar yaptığımız gibi yine gülüp eğlenicez, evet sinirlenicem, alıp arabayı çıkıp gidicem, müziği son ses açıp gezip sakinleşip geri gidicem eve.. O gün konuşmak istemiycem sorunu, o da zaten huyumu bildiği için gelmiycek üzerime , güldürüp barışmaya çalışacak.. Bikaç gün sonra ya yemekte, ya da yemek sonrası muhabbette söyliycez içimizdekileri,,, sakince..Sonra anlıycaz zaten birbirimizi.. öğrendi artık benim sakinleşince daha iyiiletişim kurduğumu,, aksi takdirde dilimin kemiğinin olmadığını ve bıçak gibi keskin olduğumu. Şanslıyım beni bu kadar anlayan, tanıyan , bazen kızdırsa da genelde mutlu eden bi adamla beraber olduğum için.. Bu kadar yapıcı biri olmasa ,teyyyyyy nerde bende o sabır ;) Bence doğru adamla evleniyorum ,,dün akşam kardeşime söylediğim gibi,,, "birlikte eğlenmediğin biriyle ne olursa olsun evlenme".. Dogrudur,, bu son paragraf tamamen motivasyon amaçlıdır,, iyi geldi mi,, geldi. hıhhhh yarın düğünümüz var a dostlar :)  oynıycem ben yeeeaaaaaa :)
     

        
       

25 Şubat 2015 Çarşamba

domates suyu

        İşe başlayınca yaşadığım afallamalardan biriydi domates suyu konusu. Birinci sebebi,, domates suyunun varlığı ! Oha , nası yani, domates suyu mu var !!! Öyle bişey mi varmışşş ??!! Markete gittiğimde aldığım meyve suyu ya kayısıdır ya karışık,, diğerlerine bakmam bile; ama keşke baksaymışım, ne cahilmişim arkadaş,, adamlar domates suyu yapmış , yıllarca satmış, uçağa bile yüklenmiş, ben hala varlığından haberdar değilim !! 
        Domates meyve mi sebze mi tartışmalarını duymuştum işe girmeden önce de, sallamamıştım pek,, ummadığın taş karşında işte. Aha da buyur, meyve diyollaaaa, meyve suyu diye ikram ediyollaaaaa !! Olmuyor, olmuyor, olmuyor !!!! Kes !! Kabul edemiyorum !! Yemeğe koyduğum şey nasıl meyve olur yaa !!!! 
        Üşenmedim araştırdım,,,genel olarak denilen şu ki; domates, domates bitkisinin meyvesidir ! ; çünkü çekirdekleri varmış !! yohhhh artıkkkkkkk diyorum , oldu olacak patlıcana da mevye diyin çekirdekleri var diye :) Çok değil, saniyeler sonra alt paragrafta okuyorum,,, "...bu sebepledir ki patlıcan, kabak, salatalık bitkilerinin de yenilen kısımları meyvedir." Allahım çıldırıciiiiğğmmmmmmm ,, nasıl yaniii !! Arkadaş , bu nedir ya, patlıcan mı , kabak mı ??! Ya bi git allasen diyecek oluyorum,,, başka yorumlara, forumlara, vs bakıyorum. Meyve !!
        Okudum ettim; fakat yıllar geçmesine rağmen hala oturtamıyorum, hala meyve suyu seçeneğine domates suyunu koymayı garipsiyorum! Benim nazarımda hala salçalı su olmaktan öteye geçememiş bir garip içecektir kendisi, niye meyve suyu denir ki ! Hani nerde meyvenin o tatlı veya ekşi aroması,, ohhh meyve dersin,,,, yoğundur o,, meyvedir çünkü. Hem hangi meyve salatasında var domates !!! 
        Offffffffff galiba kabul etmek zorundayım ... 
        Yazdıkça yüzleştim kendimle,, kabul et artık beybi, domates bi meyve; kök bitkiler , yaprağı, gövdesi yenen bitkiler sebze. Sindir bunu ! 
        Domates suyunun tadını sormuştu bi gün bi yolcu,,, şaşırmıştı bi hayli,,, ama insan niye tadının nasıl olduğunu sorar dimi ?? Nasıl kayısı suyu başarabildiğince kayısı tadındaysa, domates suyu da olabildiğince domates tadında işte.. karpuz aroması mı bekliyosun abicim.. ama işte, adam da benim yaşadığım fırtınayı yaşıyo kafasında, nasıl olur lan diyo,, domatesten meyve suyu mu olur... Olmuş abicim, yapmışlar! patlıcanın da suyu vardır belki, gidip araştırmak lazım,, varsa cahil demeyin. Yoktur ama yaaaa,, çüş artık ! yoktur dimi ??!!

24 Şubat 2015 Salı

ilk gece uçuşum.. facia :/

        İki haftadır şirketteydim,, bir çok şeye alışmış, herşeyi bi şekilde hizaya koyar hale gelmiştim; ama bir gece uçuşu,, pefff  .. Uyku konusunda problem yaşayan biri olarak, gece başlayıp ertesi gün bitecek bi uçuş yapmak .. düşünmesi bile yorucuydu.. Eğitimde hep söylenen, arkadaşlar uçuşlara dinlenip gidin,, mahvolursunuz,, cümleleri kulağımda uyumaya çalıştım. İmkansız.. 
        Yahu benim yattığım yerde en ufak ses veya ışık olsa uyuyamam ki,, hele gündüz uykusu... hayatımda yapmadıgım şey,, yapamadığım daha dogrusu.. yapmışsam da annem bilir,, ben hatırlamıyorum o kadar eski geçmişimi ..Baktım uyuyamıyorum, açtım favori dizimi,, how ı met your mother. uyumuyosam da uzanıyorum, bu da dinlenme işte,, atlatıcam bu geceyi...
        Alana gidip ekiple tanıştım,,, bu arada bize en çok sorulan sorulardandır bu.. ve cevabı: hayır, hep aynı ekiple uçmuyoruz, her uçuşta farklı ekipleyiz,, tekrar denk geliriz ama ekip olarak değil, ayrı ayrı..Neyse,, uçağa geçtik. İğrenç bir uçuş yaşadım,, yıllardır uçuyorum ve öyle kötü bir uçuş yaşamadığımı çok net söyleyebilirim. Sebebi uykusuzluk değildi, ben o gün ilk kez ekibin herşey demek olduğunu anladım. Bize hep derlerdi, kader arkadaşısınız uçakta, düşse hepiniz öleceksiniz vs .. ne biliym kazımışım ben onu kafama,, benimle uçan insan bence bana emanettir, ben de ona emanetim,, hala böyle düşünüp böyle uçuyorum; ama herkes öyle değil işte. Fiziksel hırpalanma yormadı beni o saçma amir kadar,, hala unutmuyorum yüzünü o kadının !! bi de böyle oluyosun işte bazılarına karşı kinini saklıyosun içinde... oysa ben hiç kindar değildim, o geceye kadar :)
        Uçuş bitti, benden beklenmeyecek kadar sakin karşıladım tavrını, tribini, güzin senin formunu olumsuz doldurucam haberin olsun , hiç bi şekilde beğenmedim vsvs.. tek bi cevaım oldu,, siz bilirsiniz, o formlar amirlerin doldurması için sonuçta..
        Nitekin saçımdan fularıma, gülüşümden konuşmama herşeyime negatif yazmış .. Şimdiki aklım olsa olay bi hayli farklı olurdu ya neyse.. O uçuş bana çok şey öğretti:

  1. Herkesin güler yüzüne güvenme
  2. Ekip arasında kayırma yapan amire tavrını koy
  3. Ekipte iş yoksa yolcuya odaklan, başka türlü uçuş geçmez
     Bunu sadece uçuşta değil sivilde de kullanmak lazım aslında. Her yanımız sevimsiz, çıkarcı, ne oldum delisi tiplerle dolu değil mi zaten,,, benim uçakta kaçacak yerim yoktu o anda o kadından :) sivilde kaçmalı böylelerinden :)) 
     freak diyerekten !!

ilk uçuş

        3 şubat 2011. İlk uçuş. Heyecan tavan, Sofya'ya gidiyorum. Acemiliği atmak için alıştırma uçuşlarımız vardı bizim , 2 dış hat 2 iç hat. Dış hatların ikisi de sofya oldu, iç hatların biri trabzon diğeri izmir. Ekiple tanıştım, uçağa geçtik,, amir onur bey,, şirketin can insanlarından. İlk kez uçağa bindiğimi söylüyorum ki benden pek bişey beklemesinler, midem falan bulanırsa garipsemesinler, şevkat göstersinler :) Bizim işe girdiğimiz zaman her yeni memura teklif edildiği gibi kokpitte iniş kalkış teklif edildi, kibarca reddettim, kafamda milyon şey dönüyo kokpitte istifra etmemden tut da tuvaletimin gelmesine , korkup çığlık atmamdan kemeri çözüp çıkmaya çalışmama kadar :)
        Arka galley de yani mutfak kısmında jumpseatlere nam ı diğer ekip koltuklarına oturduk kızlarla, kemerlerimizi bağladık ,gidiyoruz,,, burun kalktı,, sonra kuyruk da yerden ayrıldı,, baya keyifliymiş bu bee diyorum :) bi yandan da kulağım yoğun gelen motor sesinde. "normal mi lan bu ses ??!" Baktım yandaki hatunlar rahat,, hımmm normal herhal. Kızlar bana ha bire soruyolar , iyisin dimi?, miden falan bulanmıyo dimi? vs diye,, yooo diyorum , iyiyim,,, camdan dışarıyı izliyorum kalkışta.. Işıklar harika,,yukardan ayrı güzelmiş istanbul..
        Kızların biri 3,5 yıllık, diğeri 2,5 yıllık. İlah gibi görüyorum onları o toy halimle. wowww diyorummmm hatunlar aşmış olayı.. Feci özeniyorum ,, çok değil bi  5 aylık falan olsam baya rahatlıycam diyorum :) "Bir numara uçmak " diye bişey var ,, aman yarabbim.. ben o zaman numarasızım henüz.. :)
        İşler güçler bitti,, indik,, yine yolcu aldık ve geri geldik. İlk uçuşumu ve ilk avrupa git-gel uçuşumu tamamladım :) 
        Ertesi gün yine uçuş,, ve yine sofya,, bu sefer gündüz.. 1 günlük, kendince tecrübeli kabin memuruyum ben,, bu kez kendim teklif ediyorum kokpitte iniş kalkışı,, dün götüm yemedi bugün kabul eder misiniz i kibarca rica ediyorum. Kalkış,,, malumunuz,, burun havada,, sadece bulutlar görünüyo,, düz uçuşa geçince daha iyi,, ama iniş yapmak bir harika,, keyfim var benim :)
        Uçuş bitti , geldim yurda, kız yurduna,, bahçelievlerde bi yurda yerleşmiştim,,,3 aylık süre var,, şirket de beni çıkarabilir, ben de istifa edebilirim. Ne ev tuttum ne eşya aldım o süreçte. Çoğunluğun çalışan, çok az kişinin okuyan olduğu yurtta her gün kahkaha her gün muhabbet,, hayatımda son kez arkadaşlarla aynı ortamda yaşadığımın farkındaydım. 
        Uçuşa başladım da feci uyuz olduğum bişey var ,, radyasyon !! Radyasyon aldım psikolojisi fena sarmıştı beni,,, bi de ödem mevzusu var , o ayrı . Aman radyasyon diye diye kendimi ha bire açık havaya atıyodum,, ödem atmak için ise... Kızlar ! kesinlikle maydanoz suyu .. başka da bişeyle uğraşmayın :) Yurtta sabah -akşam uçuşta değilsem kızlarla mutfakta toplanırdık, herkes çay içer, ben maydanoz suyu. Ödem toplamamayı hırs yapmış bi hatun olarak maydanozun zayıflatma etkisinden habersizmişim meğer... 10 gün sonra beni gören anneminnnn "aaaaa nolmuşsun sen böyle, ne kadar zayıflamışsın ! tepkisi üzerine tartıya çıkıp 2,5 kilo verdiğimi gördüm. Artık ayda bir falan içiyorum,, ödem için :P
         Benden söylemesi ;) 

üst insan oldum ben :P

        Eğitim süreci başlarken ilk darbeyi aldım. klasik kıyafet şart !!yahu ben öğretmenken bile spor giyinen bi insandım , en fazla yılda bikaç kez başardım klasik giyinmeyi! büyük olaydı benim için,,, ama yapacak bişey yok , gittim kuzu kuzu itinayla hanım hanımcık gösterecek ciciler aldım, ayağıma topuklular geçirdim, kumaş pantalon ve o günlerin modası fırfırlı bluz.. Allahım neler giydim ben !! üzerimde bunlar var , aynadaki güzin bana çok yabancı,, tamam süslüyüm bakımlıyım o ayrı da arkadaşım, klasik nedir yaaa !!! Allah ım ben hergün bu çileyi mi çekeceeeeemmmmm diye ağlak modda gittim binaya. Aman Allahımm, ablasının düğününden çıkanlar, şirket toplantısına gelenler, haber spikerleri ve daha neler neler.. ben ve benim gibi sonradan topuklular bi hayli sırıtıyoruz aralarında. Dedim kızım , sıçtın , alenen sıçtın ,, ya bu deveyi güdücen ya bu diyardan gidicen .. neyse ki kendime 3 tane pantalon bikaç tane de bluz belirledim ve iki aylık eğitim sürecini onlarla geçirdim. ben de istedim farklı şeyler gyebilmeyi,, olmuyo abi yapamıyorum,,, bugün hala eğitim oldugunda günler öncesinden geriliyorum ! ne giyacah bu millet !!!
        neyse ,, ilk söylenen bilgi,, hostes değil kabin memuru olduğumuzdu; "siz hostes değilsiniz arkadaşlar, kabin memurusunuz". uçak içine kabin deniyormuş meğer,, biz de memuru olcaz işte. Seminerler, dersler, teori, pratik derken, bi baktık elimizde yangın söndürücüler yangın söndürüyoruz,, bi baktık önümüzde kadın maketi çocuk doğurtuyoruz, elimizde tepsiler ikram sunuyoruz, uçak suya acil iniş yapmış , can yelekleriyle havuzdayız, sözde yolcu olan arkadaşlarımızı bota bindirip kurtarmaya çalışıyoruz, deniz suyu nasıl arıtılacak, güneş çarpmasın diye bota nasıl tente kurulacak , böcek ısırırsa ne yapılır, yılan sokarsa ne yapılır vsvsvsvs...kısacası supergirl olup çıktık. içimde 5-6 kişi varmışçasına becerikliyim , herşeye yeterim ,, öyle yüksek özgüvenim :) 
        Tamam dediler, siz oldunuz, alın bunlar üniformalarınız, haydi uçuşa. herşey tamam da,, bi şey eksik; ben daha önce hiç uçağa binmedim,,, ya korkarsam ! gaz veriyorum kendime,, yeeaaaa kızım saçmalama yeeaaaa ne korkçaksın ne var sanki yeeaaaa diye,, diğer taraftan ya midem bulanırsa,,,mide bulantısı yapan şeyler pek sevilmez malum.. 
        Giyindim , kuşandım,, bi önceki gün yapılan mezuniyet töreninden kalma topuzumla gittim uçuşa.. evet mezuniyet için kuaföre gittim ve evet götüm yemediği için o saçı bozmadan uçuşa gittim. Bugün sorsan  topuz yapmak hala fobilerim arasında aslında,, tam olmamışım sanırsam. x-ray a kadar çömezim beeeennnn diye bağıran duruşum bakışım, x-ray den geçtiğim anda gitti üstümden. gerçekten,,, hissettim onu,,, elveda çömez güzin , ben uçuşa gidiyorum.

bursa'dan istanbul'a..

        Kabin memuru oldum , halk arasında bilinen haliyle hostes. Ne oldu ? Nasıl oldu dersen biraz garip, beklenmeyen bi şekilde oldu. İngiliz dili ve edebiyatı okudum ben. Her anlamda çok geliştirici, zihin açıcı, içinde yaşadığım bu topluma biraz yabancılaştırıp dünyaya adaptasyonumu kolaylaştıran , alttan aldığım derslerime , acaba bitecek mi dertlerime rağmen çok keyif alarak okuduğum ve bununla gurur duyduğum bi bölüm.
        Son sene,,, arkadaş çevremin büyük kısmı öğretmenliğe yöneliyo,, 3. sınıftan kpss illetine hazırlanmaya başlayanlar var. Bizim bölümün % 90 ı, belki daha fazlası öğretmen olacak, belli, azimliler.. Haklı sebepleri var, öğretmenlik bebekliğimizden beri "bi kadın için en ideal meslek " olarak gösterildi bize. Etkileri üniversitede de devam etti işte..
        Ben baya karışıktım,, öğretmen olup 3 ay tatil,, o 3 aylık tatilde de ege veya akdeniz taraflarında rehberlik yaparım tadında planlarım vardı. Diğer bir seçenek de malum şirketler... sen şirkete gir, kesin yükselirsinler..şirkette çalışanlar para yok diyo, öğretmenliktekiler özel ders , tatil vs.. ballandıra ballandıra show yapıyolar ! Baktım olmayacak , dedim şu öğretmenliği bi deniyim. Bi çay içtik, elektrik alamadım. Kpss çilesi bi yandan, şark görevi vs derken zaten bir hayli uzaklaşmış oldugum bu fikri bi kenara bırakıp adını hayatımda 2. kez zikrettiğim bi mesleğe yöneldim. kabin memurluğu !
        Kabin memurluğu hep çocukluk hayali olarak anlatılır ya hani, vay iste çok özenirdim o üniformaya, aman da saç , makyaj,, ne güzel, ne bakımlı hatunlardı onlar, ben de öyle olacaktım 5 yaşımda karar vermiştim vs.. hiç yoktu böyle bişey bende. Hatta işin daha kötüsü pek iyi bi his de yoktu bende bu mesleğe karşı. Bursa da doğmuşsun, büyümüşsün, bu işi sadece annelerin , teyzelerin anlattığı malum hikayelerden biliyosun,, neymiş yolcu hostesin poposuna şaplak atarmış da hostes bişey demezmiş hatta hoşuna gidermiş , güler geçermiş,, aman da o kokpitte neler olmazmış neler,, vsvs.. bunları duyduk, bunlarla büyüdük,, yalan mı ? Sekreter, hemşire, hostes ! kimse tanıdığı için değil ya , herkes duyduklarıyla konuşuyo işte. Sonuçta evdeklerin, "sen daha yeni mezun oldun , dur bi , öğretmen oldu derken şimdi hostes mi oldu dicez"  leri yüzünden maalesef iki yıl geç başladım bu işe. Aile önemlidir bende , sözü dinlenir,, bi yere kadar :P 
        Sene 2010,, ertesi gün kpss atamalar belli olcak. Saat 16 küsür,, 
        SON DAKİKA !!! KPSS SINAVI İPTAL EDİLDİ !!! 
        İste o an, "başlarım lan böyle işe !! " diye başladı sürecim , şaka değil , aynen bu cümleyle başladı süreç :) Direk sayfaya girip başvuru yaptım, mülakat için tarih saat belirledim. Teyyyyyy ne günlerdi be :P devlete kafa tutuyorum, başımı alıp gidiyorum,, senin kaybın tamam mı?! , sen kaybettin ben değil, modundayım :) Bursadan kalktık geldik, bi yavuklum vardı sağolsun, her konuda tam destekti. 
        İlk basamak boy-kilo ,, burayı geçtim,  ikinci basamak birebir mülakat. Pratik zekanı ve kriz çözme becerini ölçen sorular ,, sonra toplu mülakat ,7 kişi bi odadayız, insan kaynaklarından gözlemcimiz ortaya bi konu getirir; iletişimin , ekip uyumun, ifade becerin vs ölçülür.Bu konuu kendi aranızda tartışın der. Tartıştığın arkadaşların bi sözcü seçer, sözcü ekibin fikrini savunur. sözcü bendim bu arada :) 
        O gün biter, süreç bitmez! Ertesi gün sabah türkçe mülakat,, geçersin konseyin karşısına, karşında soru soran 3 kişi, yan tarafta söylediklerini not alan 2 kişi. Onlar sorar sen anlatırsın, onlar sıkıştımaya çalışır sen sakin kalmaya çalışırsın, öyle atarlı hallere gir bakalım kolaysa :) yemezler bebişim yemezlerrrrr :) Burdan da onayı aldık,, süper! sırada ingilizce mülakat ,,, teker teker giriyoruz, kayıt cihazıyla kayda alınıyo söylediklerimiz. Ordan çıkınca bikaç saattlik bi bekleme süreci...saatler sonra listeler açıklanır,, psikoloji mülakatına girecekler listesindeyim, yani bunu da atlattık:) Oyun tadında, keyifli; ama sürekli gözlem altında geçirilen bikaç saat sonrasında 9 kişilik grup olarak hepimiz eğitim almaya hak kazandık..
        sonrası... eğitimdeyiz.. :)